.................KİTABI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ!.................


.................PDF İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ!.................

tanıtım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tanıtım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kayıp Gül Kitap Özeti - Serdar ÖZKAN



Kayıp Gül Kitabının Özeti


Kayıp Gül / Serdar ÖZKAN

Başkaları, övgü ve takdirlerinden oluşan binlerce zehirli oku-ki bu okların öldürücü olduğunu sonradan anladım- hiç durmaksızın üstüme yağdırıyorlardı. “sen çok özel bir kızsın, bu dünyada bir eşin daha yok!” diyorlardı bana. Onlar böyle şeyler söyledikçe, oklarının ucundaki tatlı zehir kanıma karışıyordu.
Her şeye rağmen, ara sıra sözlerinin doğruluğundan şüpheye düştüğüm oluyor,”gerçekten özel miyim acaba?” diye soruyordum kendime. Ama beni özel olduğuma inandıran başkaları olduğu için, bu soruyu onlar olmadan cevaplayamıyordum. Sanki aynam kırılmıştı da, kendimi görebilmek için başkalarına bakmak zorunda kalmıştım.
Sürekli onlarla bir arada olmak istiyordum ki, ne zaman “gerçekten özel miyim?” diye sorsam, onların hiç değişmeyen cevabını duyabileyim. “evet, çok özelsin. Bu dünyada bir eşin daha yok!”
Sürekli aynı soruyu sormaktan ve aynı cevabı duymaktan kesinlikle bıkmıyordum. Deniz suyu içen birinin susuzluğunun artması gibi, duyduğum övgüler de bende sadece daha fazlasını duyma ihtiyacı uyandırıyordu.
Daha kötüsü, başkalarının onay ve takdirlerini kaybetmemek için sürekli onların beklentilerine cevap vermek zorunda kalıyordum. Ben artık ben olmaktan çıkıp başkalarının istediği ben olma yolunda ilerliyordum. Bir başkası olma yolunda.

***

“Satamadığın üç beş resme çobanlık yapan biri olarak mı bilsin istiyorsun seni? Ona kim olduğunu göstersene be evlat. Sen göstermezsen, sende ne olduğunu ne bilecek?”
“Bilemiyorum. Harvard’da okuduğum için bana farklı bir gözle bakmasını ister miydim, emin değilim. Sonunda kendimden başka bir şey için sevilerek cezalandırılmak istemiyorum.”
“Ne? Ki kimi neden seviyor ve kimi cezalandırıyor?”
“Eğer benden harvard’da okuduğum için hoşlanacaksa, hiç hoşlanmasın daha iyi. Ben, eğitimim değilim çünkü. Zekâm değilim, ilişkilerim değilim, işim değilim…Bunların toplamı da değilim.”
“Kim olduğunu biliyor musun peki?”
“Ben sadece…Ben sadece benim.”

***

Ressam başını salladı. “Yo, bu çok riskli olur..Her zaman senden daha iyi vasıflara sahip başka biri çıkar. Ama senin gibi biri daha yok. Bilirsin, herkesin parmak izi farklıdır. Ben içimizde de bir parmak izi olduğuna inanıyorum. Moda eldiven giyerek örttüğümüz bir iz.”

**

Bu iki martının uçuşunu izlerken kendince bir çıkarımda bulunmuştu:

Bağlanabilmek için, önce bağımsız olmak gerekir.

Oysa insanların çoğu, yeni ilişkilere eski bağlarla geliyorlardı. Geçmişten taşıdıkları ister güvensizlik, ister anlaşılmamak, isterse de çevrelerine ördükleri savunma duvarları olsun, her bağ yeni ilişkiyi özgürce yaşamalarını engelliyordu. Daha önceki ilişkilerimizde haksızlığa uğradıkları konusunda belki haklıydılar ama, haksızlık edenin karşı taraf değil de, bir ürlü bırakamadıkları “geçmişleri” olduğunu göremiyorlardı.
İşte farklı kayalarda, ayrı ayrı kendine yetebilmeyi gerçekleştirebilmiş bu iki martı, birbirleri için “geçmiş”teki yerlerini terk edebilmiş, sıfır seviyesine inerek benlik bağlarından arınmış, böylece “bir” olarak göğe doğru yükselebilmişlerdi.

**

“Şöyle ki, sürekli aynı sahilin resmini yapa yapa, sonunda en az değiştiğini sandığım şeyin, en çok değişen olduğunu gördüm: Deniz.”

“Yani insan gibi..Her sabah aynaya baktığımızda aynı kişiyi gördüğümüzü zannediyoruz. Arkadaşlarımız bizi yıllar sonra gördüklerinde dahi, aynı kişiyi gördüklerini sanıyorlar.”
“Doğru” dedi Diana. “Bir fark görseler bile, bu genelde kilomuz veya saç biçimimiz gibi şeyler oluyor.”
“Kesinlikle. Gördükleri kimsenin karşılarına yeni biri olarak çıkmış olma ihtimalini düşünmüyorlar bile. Oysa şahsen ben bir kimsenin birkaç günde bile değişebileceğine inanıyorum.”

**

Zaman ileriye doğru akıp gittiği sürece, büyülendiğimiz ‘gelecek’ el değmemiş ‘geçmiş’ten başka bir şey değildir.

**

“Yağmur bulutları da heyecan vericidir” dedi Zeynep Hanım. “Yağmur, ırmaklar, nehirler..Ama susuzluğumuzu gidermek için bir bardağa ihtiyaç duyarız sonuçta.”

Kara Duvak Kitap Özeti - Esra Erol


Kitap Özet

15 genç kadın, hatta aralarında bazıları çocuk yaşta kadın olan gencecik kızların hikayeleri var bu kitapta

Ailelerinin güzel fidanları, en büyüğü 18 yaşında evlenmiş gencecik kızların iç burkan kadın olma hikayeleri

Bu kitaptaki kadınlar ve onların yaşadıkları ve o küçük gelinlere yaşatılanlar, hayal değil, kurgu değil, maalesef gerçek

Kimi "aşk" uğruna ailesini ezip geçmiş ve kocaya kaçmış genç kızlar

Kimi ailesi tarafından "yaşı geldi, namusunu biz taşımayalım" diye evlendirilen kızlar

Kimi de tecavüz eden adama "namus" diye hediye edilen körpeler

Esra Erol ilk kitabı "Kara Duvak"ta o küçük kadınlarla konuşup hayatlarını anlatıyor bizlere Türkiye'nin her bölgesinden birbirinden farklı gerçek yaşam öyküleriyle giriyorlar hayatlarımıza o kadınlar

Esra Erol ile hayatlarının kuytularını paylaşıp gözyaşlarının ardından gün ışığına karışıyorlar görmeniz için genç bir kızın ruhunu

Ve Esra Erol diyor ki:

"Bu kitabı okumak için eline almışsan ve okuyorsan sana sesleniyorum Hayatının kilit noktası olan gün belki de bugün

Şu anda kitabı elinde tutup benim satırlarımı okuduğun gün Bu kitabı okuduktan sonra yaşamını değiştirebilirsin

Sen genç kardeşim; aile baskısı, toplum baskısı, mahalle baskısını bir kenara bırakıp kendin için doğru kararlar

Verme zamanı bugün Çünkü yarın bu acıları yaşadığında yanında belki de hiç kimse olmayabilir O yüzden evlilik

kararını vermeden önce iyi düşün!

Sen aile büyüğüm; senin kızın da olabilirdi bu acıları çeken Onu genç yaşta evlendirmek istediğine emin misin

Çaresiz, yarınsız ve ümitsiz kalmayın

Kaderine mahkum olan tüm küçük gelinler Yanınızda değilim ama ellerinizden tutuyorum"



.................KİTABI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ!.................


.................PDF İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ!.................